Depresyon

Depresyon – Psikiyatrinin Soğuk Algınlığı

1 – Depresyon Nedir?

Depresyon en sık ortaya çıkan zihinsel rahatsızlıklardan biridir. Psikiyatrinin “soğuk algınlığıdır.” Depresyon günlük yaşantımızda sık rastlanan bir olaydır. Mutsuzluk, dikkat kaybı veya hayattan zevk alamama gibi durumlarda veya fiziksel semptomlarla kendini gösterir. Depresyon cinsiyet, meslek, yaş ve gelir gözetmeksizin herkeste görülebilir. Kişi kontrolü dışında gerçekleşen birçok sebebe bağlı olarak mutsuz olabilir. Burada dikkat edilmesi gereken konu depresyonun insanların hayatını mahveden önemli bir problem olmadığı ve depresyonun zayıflık olarak algılanmaması gerektiğidir.

2 – Depresyon üstesinden gelinebilir ve tedavisi mümkün olan bir hastalıktır.

Depresyon genellikle önemli olaylarla örneğin yakın bir arkadaşın veya akrabanın ölümü ile açığa çıkar. Boşanma ya da ayrılık, iş kaybı veya maddi sıkıntılar ya da yaşlı insanların bir anda yalnız kalmaları da depresyon sebebi olabilir. Kadınlarda depresyon bebek doğumu ile ilgili olabilir(doğum sonrası depresyonu). Bazıları için hissettikleri durumun görülebilir bir nedeni yoktur. Depresyonu harekete geçiren durum ne olursa olsun hiçbir olay depresyonun hafife alınmasını gerektirmez.

Belirtiler

  1. Hemen her gün ve günün büyük bir kısmında gözlenen çökkün bir duygu-durum hali ( kendini mutsuz, ağlamaklı, kederli hissetme hali).
  2. Hemen her gün yaklaşık gün boyu süren tüm ya da çoğu etkinliğe karşı ilgi ve zevk almada azalma (daha önce keyif alınan işler, hobiler ve alışkanlıklardan artık hoşlanmama, mecburen yapma hali, (dünyayı verseler umurumda değil şeklinde bıkkınlık hisleri, bazı kişilerde cinsel isteksizlik ).
  3. Diyet uygulanılmamasına karşın önemli derecede kilo kaybı ya da alımı ( bir ay içinde vücut ağırlığının %5 ‘inden fazlasının artması ya da azalması) ya da hemen her gün iştahta artma ya da azalmanın olması.
  4. Hemen her gün uykusuzluk ya da aşırı uyku hali.
  5. Hemen her gün olağan beyinsel ve vücutsal işlevsellik, hareketlilik halinde azalma ya da huzursuzluk (oturmayı veya yatmayı yeğleme ya da sıkıntıdan yerinde duramama)
  6. Hemen her gün halsizlik, yorgunluk hisleri, daha önceki günler kadar enerjik hissetmeme.
  7. Hemen her gün kendini değersiz hissetme, küçük görme, kendini beğenmeme, suçlu ya da günahkar hissetme hali.
  8. Hemen her gün düşünme ya da konsantrasyon yeteneğinde azalma olması (konuşulanlara, okunan şeylere, izlenilen TV programlarına dikkatini verememe, söylenilenlerin bir kulaktan girip diğerinden çıkması gibi) ya da kararsızlık hali.
  9. Tekrarlayan ölüm düşünceleri, intihar planları veya eylemlerinin varlığı.

Depresyonlu bir kişinin görünümü

Kişi ağlamaklı neşesiz, sanki dünyayı sırtında taşıyor gibi bitkin, omuzları çökmüş bir görünümdedir. Kişilerin eğlenip güldüğü şeyler, onlarda aynı etkiyi oluşturmayabilir.

Bazı durumlarda da kişiler bu durumda olduklarını kabul etmek istemezler ve bunu göstermezler. Bu durumda kişi vücutsal belirtiler (baş, karın, eklem vs. ağrıları, çarpıntı, nefes darlığı gibi kaygı durumları ya da cinsel bozukluk belirtileri ile başvurabilir.

Bazı vakalarda ise atipik depresyon dediğimiz durumlarda ( klasik depresyondan farklı olarak aşırı uyku, kilo alma, uykuya dalma güçlüğü, sabah veya akşam mutluluk düzeyinde kötüleşmeler ) cinsel istekte artışlar ve tekrarlayıcı cinsel ilişki istekleri görülebilmektedir.

İstek ve ilgilerde azalma ve kayıplar başlangıçta bir takım şeyleri mecburen ve daha uzun sürede, oflayıp, puflayarak yapmakla başlar. Hoşlanılarak yapılan etkinliklerde de azalma ve artık hiç birşeyden zevk almama, hayattan soğuma ile sürer. Kişiler çocukları, eşlerine karşı hiç birşey hissetmezler. İntiharı tek çıkar yol olarak görebilirler.

Kendiliğinden yaptıkları doğal hareketleri azalır. Bakışları yere doğru yönelmiş olup, boyun ve gövdeleri öne eğik durur. Konuşmaları da hareketleri gibi azalmış olup, yavaş ve kısık sesle konuşabilirler. Sorulara yanıt vermek için gereken süre uzamış ve tek kelimeyle yanıt alınmıştır. Zamanın çok yavaş geçtiği ya da durduğu şeklinde bir algı yaşanmaktadır. Unutkanlık, konuşma, TV’ den birşeyler izleme, konuşulanları anlama gibi konsantrasyon gereken durumlarda dikkati yoğunlaştıramama “söylenenlerin bir kulaktan girip diğerinden çıkması” durumu oluşmaktadır. Kararsızlık, basit şeyler üzerinde bile seçim yapamama bulunmaktadır. Geçmişin acı hatıraları daha çok hatırlanıp, ısrarla bunların akla gelip, kendini suçlama, geleceğe yönelik umutsuzluk, hiçbir şeyin daha iyi olmayacağı, hastalığının artacağı, ekonomik düzeninin bozulacağı, “ne olacak bu memleketin hali” şeklinde verimsiz kötümser düşünceler gözlenir.

Kişilerde olumsuz ya da gerçekdışı değerlendirmeler görülebilir. Birşeylerden yoksunluk, eksiklik düşünceleri, kendini yeterli görmeme, gerçeküstü boyutta kendini suçlama, ümitsizlik, kötümserlik, kendine kimsenin yardım edemeyeceği düşünceleri, ölüm ve intihar düşüncelerinin yineleyerek akla gelmesi fazla miktarda görülmektedir. Tedavi olmayan ya da yetersiz tedavi alan hastaların % 15’e ulaşan bir kısmında intihar görülebilmektedir. Uyku bozukluğu gece çok fazla miktarda uyanma ve sabah normalden erken uyanıp, bir daha uyuyamama ile karakterizedir

Peki Ya Çocuklar?

Son 20 yılda depresyonun çocukları ve gençleri giderek daha çok etkilediği kabul edilmektedir. İngiltere’de yapılan çalışmalarda, depresyonun 12 yaşın altındaki çocukların en az %2’sini ve gençlerin %5’ini etkilediğini göstermektedir. Bunun anlamı, 1000 öğrencili bir ortaokulda 50’sinin muhtemelen depresyonda olduğu ve 400 öğrencili bir ilkokulda 8’inin ciddi şekilde depresyonda olduğu ve 16’sının gerginlik işaretleri gösterdiğidir.
Çocukluk çağında depresyondan kız ve erkek çocukların etkilenme sayısı eşit olsa da, gençlikte kızların sayısı erkeklerin iki katına çıkmaktadır.

Yıkılmış bir yuvanın, anne veya babasını erken yaşta kaybeden, ihmal edilen veya ileri derecede yoksulluk çekilen bir bölgede, işsizliğin ve suç oranının çok olduğu bir bölgede yaşayan çocuklar depresyona daha kolay yakalanıyor.

Çocukluktaki depresyon, zayıflayan bir okul performansına, zayıf ilişkilere ve artan tütün ve yasak madde tüketimine yol açabilir.

Tedavisiz geçmez mi?

Depresyon tedavi edilmediğinde ortalama 7-14 ay sürmektedir. Tekrar etmeme halinin yaşam boyu şansı % 25 ten azdır. Tedavi ile rahatsızlık 2-4 ay sürmektedir.

Tedavi nasıl olmaktadır?

Tedavi ilaç tedavisi yanında dinamik psikoterapi (kişinin geçmiş yaşam öyküsünün alınıp, şimdiki sorunların kökenleri ve amaçlarını, kişinin zorluklar karşısındaki savunma mekanizmalarını ve depresif temel düşünce biçimlerinin saptanıp, düzeltilmesine çalışılması) ile mümkündür. Bu tedavinin haftada bir gün (50 dakikalık bir seans) şeklinde en az 10 seans olmak üzere uygulanması gerekmektedir.

Tedavi ne kadar sürdürülmelidir?

Antidepresif tedavinin en az 6 ay sürdürülmesi uygundur. Erken kesildiğinde (daha iyi hissedilmesi, ekonomik nedenler, yan etkiler vs. nedeniyle) en riskli dönemin ilk 4-8 hafta olduğu ama sonrasında da erken kesim halinde riskin yüksek olduğu saptanmıştır.

Depresyon neden önemlidir?

Major depresyon hastalarının % 15 kadarı intihar ederek hayatlarına son vermektedir. Hastanede yatan diabet, kanser, kalp hastalıkları, felç gibi rahatsızlıkları olan kişilerin % 25 inde major depresyon görülmektedir. Depresyon kişilerin mesleki başarısını düşürmekte ve iş kayıplarına; cinsel bozukluklara yol açarak evlilik sorunlarına; kişinin durumun etkisinden kurtulmak, kendini rahatlatmak için alkol ve uyuşturucu maddelere yönelmesi sonucu trafik kazaları, kavga ve suça yönelme görülebilmekte, ruh sağlıkları bozuk çocuklar ve sonuçta ruh sağlığı bozuk bir toplum olmamıza yol açmaktadır.

Unutmayın ki, depresyon,

  • Sık rastlanan
  • Zayıflıkla alakası olmayan
  • Utanılmaması gereken
  • Tedavisi olan bir olaydır.

Bunları biliyor muydunuz?

  • Depresyon, dünyanın her yanında verimli işgücünün %10’una denk gelen, bugün dünyada 340 milyon kişiyi etkisi altına alan bir rahatsızlıktır.
  • Hiç kimsenin depresyona karşı bağışıklığı yoktur. Her türlü sosyal sınıftaki, her ülkedeki ve her kültürel seviyedeki insanda ortaya çıkabilir.
  • Her dört kadından biri, her on erkekten biri ömürleri boyunca bir kere depresyona yakalanabilir fakat depresyona sadece yetişkinler değil, 12 yaşın altındaki 50 çocuktan biri ve 20 gençten biri de yakalanabilir.
  • Tüm depresyon vakalarının yaklaşık yarısı tanı konmaz ve tedavisiz kalır.
  • Depresyondaki kişilerin yaklaşık %10-15’i kronikleşir.
  • Depresyonun örneğin ABD’deki tahmini maliyeti yılda 53 milyar dolardır.
  • Dünya Sağlık Örgütü 2020 yılına kadar depresyonun gelişmekte olan ülkelerde en önemli hastalık-sağlık külfeti olacağı ve bu tarihten sonra da ağır depresyonun en büyük ikinci ölüm ve yetiyitimi sebebi olacağı tahmininde bulunuyor.
  • FAKAT DEPRESYON EN İYİ TEDAVİ EDİLEBİLEN PSİKİYATRİK RAHATSIZLIKLARDAN BİRİDİR.

YAZAR

Psikiyatrist Dr. – Gülcan Özer

TARİH

22 Mart 2015
İlgili Yazılar
istock_74672527_largeistock_94015677_large