Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite

Hiperaktif Çocuk

Davranış, duygu ve düşüncelerimiz üzerinde tam bir kontrolümüz olduğuna, yani istersek beynimize hükmedebileceğimize dair kaynağı tartışılır bir inancımız var. Bunu hem kendimiz hem de tüm insanlar için düşünüyoruz. Bu düşüncenin sonucu olarak psikiyatrik bozuklukların bir çeşit irade bozukluğu olduğu çıkarımını yapıyoruz. Oysa, görülen o ki davranış, duygu, düşünceler üzerinde kısmi bir kontrolümüz var. Psikiyatrinin konusu olan bir çok bozukluk bu sebepten ihmal edilmektedir. Şimdi bu ihmalin yoğun olarak yaşandığı bir alandan bahsedeceğiz, dikkat eksikliği/ hiperaktivite bozukluğu.

Yaklaşık 100 yıldır tıp literatüründe çeşitli isimlerle yer alan DİKKAT EKSİKLİĞİ/HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU, çocukluktaki psikiyatrik bozukluklar içinde en sık görülendir. 7 yaşından önce başlar, ergenlik hatta erişkinliğe kadar uzanır. Okul çağı çocuklarının %3-5’i bu tanıyı almaktadır. Bozukluk üç esas alanda kendini göstermekte olup bunlar sırasıyla; dikkatsizlik, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik alanlarıdır. Dikkatsizliğe ilişkin; detaylara dikkatini verememe, dikkatin sürdürülmesinde zorluk, kendisine bir şey söylendiğinde dinlemiyormuş gibi görünme, talimatları izleyememe, üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk, sürekli zihinsel çaba gerektiren görevlerden kaçınma, okul için gerekli araç ve gereçleri kaybetme, dışarıdan olan bir uyarıyla dikkatin kolaylıkla dağılması, unutkanlık izlenebilir. Hiperaktivite ve dürtüsellik için ise; elleri ayakları kıpır kıpır olma, sınıfta yerinde oturamama, koşturup durma, tırmanma, sakin bir biçimde oyun oynayamama, vakit geçirememe, bir motor gibi olma, sorulan soru tamamlanmadan cevabını yapıştırma, sırasını beklemekte güçlük, başkalarının sözünü kesme ya da oyunlarının arasına girme. Bu şikayetlerden dikkatsizlikle ilgili olanlar ağırlıkta olduğunda buna dikkatsizlik tipi denilir ve kız ve erkeklerde aynı sıklıkta görülür. Hiperaktivite önde geldiğinde hiperaktivite tipi denilir erkeklerde 3-4 kat daha sık görülür.

Yukarıda tanı için kullanılan özelliklerin yanında yaş ve gelişim düzeyine bağlı olarak çeşitli bozukluk özellikleri görülür. Bunlar, engellenmelere karşı tahammülün düşük olması, öfke patlamaları, duygusal durumunda hızlı değişiklikler, moral düşüklüğü, arkadaşları ile beraberken reddedilme duygusu ve zayıf benlik saygısıdır. Okul başarısı sıklıkla düşüktür, okul ve evdeki öğretmen, ebeveynler ve bakıcılar ile çatışma yaşanır. Davranışlarını ve hareketlerini kontrol etmekteki güçlük sıklıkla okul ve aile tarafından şımarıklık ya da yaramazlık olarak yorumlanır.

Dikkat ve davranışlarını kontrol etmekte güçlük yaşayan çocuklar için kapasite kullanımı bir fabrikada zaman zaman olan elektrik kesintilerine benzetilebilir. Fabrikada üretim için gerekli işgücü ve makineler mevcuttur ancak dikkatin kolay dağılması gibi zamanzaman elektrik kesintileri olmaktadır. Sonuç olarak fabrikada üretimin az olacağı gibi okuldaki başarı da az olacaktır.

Peki yukarıda daha çok doktorun değerlendirebileceği tablolardan bahsettik, okul ve evde ne tür belirtiler görüldüğünde aileler, öğretmenler bu durumdan şüphelenip doktora başvurmalılar. Yerinde duramama, oturması gerektiği halde oturamama, yerli yersiz koşup tırmanma, aşırı konuşma, sessiz sakin oyun oynamakta güçlük, yanıtları ağzından kaçırma, sırasını bekleyememe, konuşmalara müdahale edip arada kesme, dikkatini işe oyuna vermekte zorlanma, dinlememe, detayları gözden kaçırma, düzensizlik, unutkanlık, ilginin kolay dağılması aile ve öğretmenler için uyarıcı olabilecek durumlardır.

Rahatsızlığı tanıdıktan sonra olası sonuçlarına geçersek; tedavi edilmez ya da herhangi bir düzenleme yapılmazsa ne olur. Aslında kısa dönemde oluşacak problemler sıklıkla doktora gelindiğinde dahi görülmeye başlanmış olabilir. Okul başarısızlığı, aile çatışmaları, arkadaşları ile olan güçlükler yani genel anlamda hayatın sıkıcı hale gelmesi sık görülür. Bu tablo erken yakalanıp gerekli düzenleme yapılmadığında depresyon denen hemen herkesin yakından bildiği durum ortaya çıkar. Davranışların düzenlenmesi ile ilgili güçlükler arttığında daha fazla suça yönelme izlenebilir. Uzun dönemde ise hayatın hemen her alanında organizasyon problemlerinin yansımaları ortaya çıkmaktadır. Eğitimin yarıda kalması, buna bağlı işsizlik, bir işe sahip olunsa dahi onu yürütmede güçlük, arkadaşlarla aileyle olan problemlerden dolayı kendini yalnız hissetme, evlilik hayatında sorumlulukların yerine getirilmesi ile ilgili güçlükler hayatı çekilmez hale getirir. Tüm bunların ötesinde toplumda, hayatında gerektiği gibi düzenlemelerinin yapılmamış bireylerin olması ciddi sosyal problemlere de haliyle neden olur.

O halde ne yapmalı, bu karamsar tablonun önüne geçilebilir mi ? Düzenleme ya da tedavi yapılmasa da hayat devam etmektedir. Nihayetinde uzun yıllar bu tablo ihmal edilmiş ve rahatsızlığı olan insanlar da bir şekilde yaşamaktadırlar. Ancak bu insanların yaşam kalitesi ciddi bir şekilde düşmektedir. Çocuklarımıza ve gençlerimize böylesi kalitesiz hatta zaman zaman sıkıntı verici tablonun önüne geçmek için gerek öğretmenlere gerek ailelere çok iş düşmektedir. Ne mutlu ki özellikle son dönemde psikiyatride çığır açan gelişmeler bize bu konuda yardımcı olmaktadır.

Tablonun daha hafif olduğu durumlarda çeşitli davranışçı önlemler, düzenlemeler kullanılmaktadır. Bunlar okul ve evde yapılması gerekli hayatın hemen her alanına yayılmış etkinliği ispatlanmış önerilerdir. Problemi yaşayan çocukların bir kısmında bu uygulamalarla yanıt alınabildiği gibi bazen buna ek ilaç tedavisi gerekmektedir.

İlaçlar ne yaparlar? DİKKAT EKSİKLİĞİ/HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU’nda etkili oldukları klinik çalışmalarla gösterilmiş olan ilaçlar çocuğun dikkatini toplamasına, sorumluluklarını yerine getirmesine, hareketlerini kontrol altına almasına, sabırsızlığının önüne geçmeye yararlı oldukları gibi tüm bunların sonucu olarak okul başarısını artırır, yaşıtlarıyla olan ilişkileri hatta aile içi çatışmaları da düzeltirler. Bu ilaçların başında gelen, yan etkilerine ilişkin çeşitli suçlamalara konu olan ilaç medyada yer almış olanRitalindir. Ritalin yaklaşık 50 yıl önce kullanılmaya başlanmış ve bu süre içinde uzun dönem fiziksel, psikolojik zararları olmayan suçlamaların aksine bağımlılığın hiçbir klinik araştırmada görülmediği güvenilir ve etkili bir ilaçtır. Ritalin’e alternatif bir çokilaçta bu rahatsızlığın tedavisinde kullanılmaktadır. Hangi ilaçtan ne kadar fayda sağlanacağı konusunda çocuk psikiyatristleri yeterli deneyime sahiptirler.

Bu denli sık görülen problem aynı zamanda bir toplum sağlığı problemidir. İleride ruh sağlığı problemleri az görülen bir topluma sahip olmak ve daha mutlu, yaşamla barışık bireylerin yetişmesi hepimizin sorumluluğudur. Çocuklarımız adına vereceğimiz kararlar onların hayattaki pozisyonlarını bire bir etkilemektedir. Yaşamın zorluklarının yanında önümüze çıkan çözüme yönelik fırsatları da değerlendirebilmemiz dileğiyle…

Dikkat eksikliği/Hiperaktivite Bozukuluğu’nun 3 temel belirtisi vardır:

  1. Dikkat eksikliği
  2. Aşırı hareketlilik
  3. Dürtüsellik

Bu belirtiler için anne-babaların ve öğretmenlerin değerlendirmelerine göz atalım.

Anne Baba ve Öğretmenlerin Dikkat Eksikliği olan çocukları değerlendirmeleri

Anne babalar:

  • “Söylediklerim bir kulağından girip diğerinden çıkıyor ”
  • “Sanki aklı hep başka yerde, çok dalgın”
  • “Bilgisayar başında saatlerce oturabiliyor ama ödev başında en çok 10 dk”
  • “Çok sık eşya kaybediyor”
  • Öğretmenler:
  • “Dersi dinleyemiyor, sürekli etrafı ile ilgili”
  • “Başladığı işi bitirmiyor”
  • “Sınavlarda dikkatsizce hatalar yapıyor”
  • “Ödev başında çok yavaş, 10 dakikalık işi 3-4 saatte bitiremiyor”

Anne Baba ve Öğretmenlerin Hiperaktif olan çocukları değerlendirmeleri

Anne babalar:

  • “Daha karnımdayken bile kıpır kıpırdı”
  • “Eli dursa ayağı oynar”
  • “Sürekli hareket halinde. Yürümez koşar”
  • “Ya konuşur ya sesler çıkarır”
  • “TV izlerken bile hareket eder”

Öğretmenler

  • “Sırada oturmanın 50 çeşidini gösterebilir ”
  • “Sınıfta nereye baksam onu görüyorum “
  • “Sırada otururken bile eli ayağı hareket ediyor”

Anne Baba ve Öğretmenlerin Dürtüselliği Tanımlamaları:

Anne babalar

  • “10 yaşına geldi hala söz kesmemeyi öğrenemedi”
  • “Düşünmeden hareket eder”
  • “Sabırsızdır, istekleri hemen olsun ister”

Öğretmenler

  • “Asla sırasını bekleyemez”
  • “Daha soruyu tamamlamadan cevabını vermeye kalkıyor”
  • “Aklına geleni hemen yapıyor”

YAZAR

Psikolog – Emir Erünsal

TARİH

01 Haziran 2015
İlgili Yazılar