Vajinismus

Cinsellik kadın ve erkek arasınada yaşanan bedensel ve dugusal tatmindir. Bireye özgü ve toplumsaldır. İşte tamda bu nokta cinsel yaşamımızı yaşarken belirleyici olmaktadır. Toplumsal yanı ile cinsel yaşam, cinsel gelişim tüm bunlar göz ardı edilen, ertelenmesi gereken ’’kafanı bu konulara takma‘’ ” kendini koru’’ ‘’ ayıp- günah’’ tanımlamaları ile yerini alır. Özellikle de kent kökenli okuyan, kariyer planı olan kadınların flört ederken hiç de akıllarına gelmeyen bir sorun evllilikleri ile beraber yaşamlarında zorluk teşkil etmeye başlar. Ergenlik döneminde masturbasyon yapmamış, kendi bedenine dokunmamış, bedenini merak etmemiş ‘ hiç aklıma gelmedi’ yanıtını aldığımız bayanlar çoğunlukla sözünü edeceğimiz sorunu yaşamaktadırlar.

Bedenlerinin göbek altı ile ilgileri temizlik dışında olmamış bunu gerekli görmemiş, genital organının merak ederek bir kez bile bakmamış kişiler. Genel cinsel bilgilerinin olmasına karşın bunların doğruluk payı üzerine çaba göstermemişlerdir. Jinekolojik muayeneye zorlanma ihtimallleri vardır. Bedensel mudahallelerde zorlandıkları durumlara da raslanmaktadır.

Sözünü ettiğimiz sorun;

Vaginismus ; Vajina girişini saran kasların istem dışı kasılması, psikojenik bir korunma tepkisidir. Cinsel birleşmenin çok acı vereceği beklentisi vardır. Bu beklenti kasılma sonucu penisin vaginaya girişi engellenir. Vaginismusu olan kadın için istek halinde, uyarılmada ve çiftlerin kendileri için geliştirdikleri yöntemlerle orgazma ulaşmada sorundan söz edilmez. Uyumlu bir birliktelik tablosu izlenir. Bu ilişkide cinsel birleşmeye ve vajinal girişe karşı fobik tutum vardır. Her bir cinsel birleşme girişimi kadın için yoğun kaygı, sıkıntı, ağlama ve korku uyandırır ve tepki oluşturur. Giriş tehlikesi durmadan bu tepkiler yatışmaz. Vaginusmusu olan çiftlerde eşin bu duruma uyumu ve hoş görüsü tamdır. Zaman geçtikçe kabulenilmiş bir durum haline geldiği sıklıkla rastlanır. Kadın da gelişen suçluluk duygusu aynı zamanda bu konu üzerine gitmeyi ve çözmeyi de zorlaştıran bir psikolojik etken haline geldiği görülmektedir. Bu noktada erkek için pasif tutum, kaçınma davranışı ve yoğunlaşmış hoş görü sorunun ertelenmesin de etkiliolur. Bu durumda eşler arasında gelişen işbirliği sorunun çözümü konusun da zaman kaybına neden olmaktadır. Kolay ve kendilerine özgü geliştirdikleri tatmin pozisyonları ile devam ettirdikleri cinsel yaşamları da sorunun ertelenmesinde büyük rol oynar ki terapi sürecine başladığımız çiftlerde öncelikle bu yolları uygulanmasına engel koyarız..

Vaginismus yaşayan kadınlar ;

Vajinananın bir penisi içine alamıyacak kadar dar olduğuna inanırlar.

Penisin vajina ya girişinin ölümcül bir acı getireceği düşüncesi hakimdir.

Kendi vajinasına hiç bakmış veya parmağı ile incelememiştir.

Masturbasyon deneyimleri yoktur.

Jinekolojik incelemeden de mümkün olduğunca kaçınma davranışı gösterirler.

Ergenlik çağında cinsel yaşama dair meraklarının daha az olduğu, bilgi edinmede daha geleneksel veya daha bilimsel bir tarihin olduğu bilgisi alınır.

Terapilere başvuruda en önemli nedenin çocuk sahibi olmak ve toplumsal baskının etken olduğu gözlenir.

Terapi sürecine tesadüfen tedavi edilebilirliğini öğrenmeleri ile veya çocuk beklentisi ile başvuru daha sıklıkla görülmektedir. Ailelerin haberi büyük bir oranla başvuru populasyonunda yoktur. Bu durumdan haberi olan aile bireyleri ise anneler olmaktadır. Tedaviye ikna da kayınvalidelerin/annelerin etkisi görülmektedir.Tedavi sürecinde adımlar küçük ve öncelikle beden tanımaya yöneliktir. Birleşme denemesinde bulunmak durdurulur. Cinselliğin dokunmak, şevkat ve karşılıklı olarak beden tanıma yönü ön plana çıkarılır. Dokunma teknikleri, okşama teknikleri ev ödevi olarak verilir. İstek halinin artılırması hedefi ile birlikte özellikle kadının bedeni ile barışması ve karşı cinsin bedeni ile istediği gibi oynama becerisini kazanarak güven duygusu geliştirmektir. Vajinasını izlemek, dokunmak çoğu kadında büyük gelişimler göstermektedir.

Toplum gözünde vajinusmus masum bir sorundur. Ama görevini yerine getirememe alt bilgisi sorunu yaşayan kadının saklanmasını getirmektedir. Kadın için suçluluk duygusunun artarak bir seyir izlemesi, ‘bunun benim başıma gelmesine inanamıyorum’la ifadelendirilen kendine yönelik hayal kırıklığı ve başarısızlık duygusunun senelerce yaşanması, depresyon hali kadının kendine ait olumsuz duyguların pekişmesine neden olabilmektedir.

Kişinin öncelikle kendi bedenine yönelik olumlu duyguların geliştirmek ve pekiştirmek önemlidir. Cinsel yaşam da istenilenin yakalanması ve yaşanması kendine güven ve şevkat duygusunu da beraberinde getirecektir. Toplumsal yargılarımız kendi bedenizle aramızda olumsuz etkiler yaratarak bizi uzaklaştırır. Kadının talepkar olması veya reddeden olması toplumsal cinsiyet rollerinde yadırganan bir durumdur. Görevi talebi yerine getirmek ve sorumluluğuda çocuk doğurmak veya doğum konturolünü sağlamaktır. Sevgi ve şevkate ihtiyaç duyar kısır tanımlaması içerisinde kadın cinselliği namus kisvesi ile kutsallaştırıldıkça kadının olumlu keyif almaya yönelik neşeli bir cinsellik geliştirilmesi beklenemez bir hal alır.

Kapalı kapılar ardında cinsel yaşam sorunları yaşanmakta, çiftlerin bile kendilerine itiraf etmekten çekindiği bir hal alarak yoksunluklar yaşanmaktadır. Ruh ve beden sağlığı için dengeli bir yaşam önerirken bizler bunun içinde cinsel yaşamın bir o kadar kaliteli, çiftlere özgü ama paylaşarak ve keyifle yaşanmasını da katarak öneriyoruz.

YAZAR

Klinik Psikolog – Ayşe Kayhan

TARİH

12 Nisan 2015
İlgili Yazılar