Engenlikte Performans ve Başa Çıkma

Ergenlik dönemi ilklerle doludur. Bir başka deyişle bireyin, yetişkinlerin hayatında olan ve zaman içinde olağanlaşmış; hatta sıradanlaşmış hayat deneyimleriyle ilk defa karşılaştığı dönemdir. Flörtler ilktir, öğretmenle ilişki kurmada kendi kendine kalma velisinden yardım istememe ilktir. Arkadaşlarla olan gerilimlere çözüm üretmek zorunluluğu ilktir vb. İlk tecrübeler her zaman önemli değerlendirilir, olaylarla ilgili hakim duygular yaratabilme ve akla getirdiği düşüncelerle gelecekte yaşanacak olan benzer olaylara yön verme niteliğine sahip olabilir. Bu ilk deneyimlerin toplamı, toplumun içinde bireyin benliğinin farkına vardığı ve kendini sürekli norm olarak değerlendirdiği durumlarla kıyasladığı bir süreci getirir hayatına. Çocukken ailesinin ve onu sevdiğini bildiklerinin takdiri kendisine yeterken, şimdi bu kimselerin onayı ve ona verdikleri değer ergeni kesmez. Kendi çöplüğünde de kendisini tatmin olmuş hissetmelidir, kendi fikrinde de kendini yeterli hissetmelidir. Bu bakış açısı toplumsal olarak da beslenmektedir. Zaman zaman ağabeyler sorarlar ‘kız arkadaşın var mı?’, ablalar sorarlar ‘var mı özel biri?’ diye. Belki de flört ilk akla gelenidir, daha pek çok örnekle sıralandırabiliriz. Beden algısı kendini çirkin bulmak, okul performansı, hobiler, eğlenmek için nereye gidilir, ne giyilir, hangi video oyunu oynanır vb. liste uzar gider. Performans gösterilmesi gereken olaylara olan farkındalığın yaşla birlikte artması beklenir.

Bu uzayan liste şüphesiz ergenin performans göstermesi gereken bir gerçeklikler yekünü ortaya çıkarmaktadır. Ergen bunlara çeşitli reaksiyonlarla cevap vermektedir. Bazen kıyaslamaktan vardığı olumsuz sonuçlara teslim olabilir ‘matematikte kötüyüm’ , ‘cool değilim’ gibi. Bunu değiştirmek için hiçbir şey yapmayabilir. Bazen de çözümlemelerden kaçınmak ister ve yetersiz kaldığı alanlarla yüzleşmek istemeyebilir. Bunu da o alanları sallamadığını göstererek ya da hedef küçültüp kendine makul hale getirerek yapar. ‘Bu yaşta ilişkiye gerek yok, bizden beklenen derslerimizi yapmamızdır’ ya da ‘ben zaten devlet üniversitesi istemiyorum, özel üniversiteye gideceğim için o kadar fazla çalışmama gerek yok’ gibi söylemler performans kaygısını azaltmak ya da ötelemek için kullanılabilir. Bir başka reaksiyon çeşidi de aşırı üzerine gitmek olabilir. Daha etkileyici olmak ya da yetersiz kaldığını düşündüğü alanı gizlemek için başka alanlarda abartılı davranmalar gözlemlenebilir. Yaşının üzerinde taşıyamadığı kıyafet seçimleri yapmak, hep futbol konuşmak, sürekli isyankar ve atarlı olma halleri gibi karşımıza çıkabilir.

Bu performans gösterme gerçekliği ergenin siyah-beyaz bakışıyla birleştiğinde çok keskin ve tahammül edilemez duygusal yoğunluklara erişebilir. Ergen kendine, çevresindeki arkadaşlarına, ailesine ve otorite figürlerine tahammülsüz, eleştirel ve inişli-çıkışlı ilişki deneyimleri tattıracaktır. Aslında kaygıyla ve performans göstermekle ilgili olarak ilk defa bu kadar yoğun ve çok alanlı bir düzlemde karşı karşıyadır. Ailelere düşen, bu fırtınalı süreçte ona farkındalık arttıracak sorular sormak, siyah beyazların yanında alternatif renklerin de var olduğunu hatırlatarak onu boyutsal bakışlara davet etmektir. Ayrıca her şeyin bir anda belirli bir seviyenin üzerinde gerçekleşme durumunun bir fanteziden ibaret olduğunu şiddetle hatırlatmalıdırlar.Bunları yaparken keskin yargılamalardan kaçınılmalıdır. Ergen zaten kendisini gayet net bir biçimde yargılamakta ve kaygısını kendisi tavan çıkarmaktadır zaten. Ebeveynin tespitini sert bir üslupla paylaşması ona sadece daha fazla öfke yapacaktır. Bir tavsiye de bu zor dönemde eğitimli ruh sağlığı profesyonellerine danışmak olacaktır. Eğitimli yetişkinlerle olacak kontak yarar getirebilir.

YAZAR

Psikolog – Emir Erünsal

TARİH

02 Haziran 2015
İlgili Yazılar