İki Uçlu Duygudurum Bozukluğu

( Bipolar Afektif Bozukluk, Manik Depresif Bozukluk)

Kişinin bazı dönemlerde çökkünlük (depresyon) dönemleri yaşaması ile birlikte, kimi zamanlar da taşkınlık (mani) ya da bunun daha hafif bir sekli olan hipomani dönemlerinin görülmesi ile seyreden bir psikiyatrik bozukluktur.

Günlük yaşantıdaki her türlü duygu parçacığının yaşanması duygudurumdur yani neşe, üzüntü, öfke, kin, nefret, korku, bunaltı, kaygı gibi duygusal tepkilerin tümüdür. Psikiyatride duygudurum bozuklukları denince iki durumdan birisi kastedilmektedir.

Duygudurumun neşeye ya da kedere kayması: Neşe yukarda gibi düşünülüp neşe yönünde kayışlara yükselmiş duygurumdan; kederse aşağıda kabul edilip, kedere kayışlarda çökkün duygudurumdan söz edilir. Yükselmiş duygudurum mani, çökmüşduygudurum ise depresyon bozukluklarının ana belirtileridir.

Bir birey için mutsuzluk yaratıcı bir olaya çöküntü duygudurumu ile yanıt vermek doğal ve yaygın bir görünümdür. Mutluluk yaratıcı bir olay karşısında neşe duymak da o derece doğal üstelik arzulanan bir durumdur. İnsanlar olayları duygurumlarındaki dalgalanmalarla yaşarlar. Yaşam olaylarında etkilenme derecesi bireyden bireye aynı bireyde de zaman içerisinde farklılıklar gösterir. Olayın stres yaratma derecesi, o bireyin o sırada o olay yüklediği anlamla belirlenir. Stres neredeyse yaşamanın bedeli olduğu düşünülürse, ‘normal bir mutluluk ile manik duygudurum ve normal bir mutsuzluk ile depresif duygurudurm arasındaki sınırın ne olduğu sorusu ortay çıkar. Bunu içim ilk ölçüt kişinin o zamana kdarki davranış çizgisiyle orankarşılaştırmaktır. İkinci ölçüt de söz konusu belritilerin o kişinin yaşamını (iş, sosyal ve kendine bakım alanlarında) ne kadar bozduğudur.

Mani nasıl bir durumdur?

  • Kişinin her zamanki normal halinden farklı olan ve sürekli bir şekilde aşırı neşeli,(herşeye gülüp, kimseyi umursamadanşarkılar,oyunlar,danslar etme gibi) ya da yerinde duramayacak şekilde gergin(bazen aşırı öfkeli, saldırgan, küfürlü konuşma gibi) ve kendini yükseklerde gören bir duygu durumu vardır. Bu dönem sırasında aşağıdakilerden en az üçü bulunmaktadır:
  • Kişinin kendine verdiği değer aşırı derecede abartılıdır, ses tonu aşırı güvenli bir şekildedir. Bu durumda kendini çok güçlü, güzel, özel yeteneklere sahip, peygamber ya da tanrı gibi hissedebilmektedir.
  • Uyku hiç yok gibidir, hiç uyumadan günlerini geçirebilir.
  • Her zamanki halinden çok daha fazla konuşmaktadır. O kadar hızlı ve sürekli konuşmaktadır ki konuşması sırasında araya girmeniz çok zordur.
  • Düşünceleri adeta birbiri ile yarışmaktadır. Konudan konuya atlar, belli bir konu üzerinde duramaz.
  • Dikkatini belli bir yerde toplayamaz ve dikkati önemsiz, konu dışı nesnelere takılır.
  • Belirli bir amaca yönelik olarak sosyal ortamlarda, iste, okulda ya da cinsel aktivitede artış vardır. (Aniden seyahatler yapma, önceki normal halinden farklı olarak daha çekici görünmek için renkli, parlak, aksesuarları bol ve daha açık saçık, kendinden beklenmeyecek tarzda giyinme, toplum içinde ve ibadethanelerde ibadetlerinde diğerlerini rahatsız edici derecede aşırı artışlar gibi.)
  • Önemli zararlar oluşturabilecek zevk verici etkinliklere, sonucunu düşünmeden girme (eşya ya da para dağıtma,gereksiz ve fazla harcamalar, anlamsız yatırımlar yapma, aşırı hızlı araç kullanma, cinsel ilişkide sinir tanımama gibi)

Bu durum kişinin mesleki yaşamı ve sosyal ilişkilerinde önemli bozulmaya yol açmaktadır. Kendine ya da başkalarına zarar vermesini önlemek için ya da psikotik özelliklerin varlığında (kişinin kendisini peygamber hissedip Allah’tan emir aldığını düşünmesi ya da gizli bir takım güçleri olduğuna inanıp, ispata çalışma gibi inanılmaz fikirler ve eylemler) hastaneye yatırmak gerekmektedir

İki uçlu bozukluk hangi yaşlarda başlar?

Ergenlik öncesi nadir görülen bu bozukluk erkeklerde ortalama 18, kadınlarda 20 yaşta başlamakta, 60 yaş sonrası nadir görülmektedir.

İki uçlu bozuklukta kadın ve erkekler açısından farklılıklar var mıdır?

Kadın ve erkeklerde yaklaşık eşit oranda görülmektedir. İlk atak erkeklerde mani, kadınlarda ise depresyon şeklindedir.

Depresyon Nedir?

Depresyon en sık ortaya çıkan zihinsel rahatsızlıklardan biridir. Psikiyatrinin “soğuk algınlığıdır”. Depresyon günlük yaşantımızda sık rastlanan bir olaydır. Mutsuzluk, dikkat kaybı veya hayattan zevk alamama gibi durumlarda veya fiziksel semptomlarla baş gösterir. Depresyon cinsiyet, meslek, yaş ve gelir gözetmeksizin herkeste görülebilir. Kişi kontrolü dışında gerçekleşen birçok sebebe bağlı olarak mutsuz olabilir. Burada dikkat edilmesi gereken konu depresyonun insanların hayatını mahveden önemli bir problem olmadığı ve depresyonun zayıflık olarak algılanmaması gerektiğidir.

Belirtiler

  1. Hemen her gün ve günün büyük bir kısmında gözlenen çökkün bir duygu-durum hali ( kendini mutsuz, ağlamaklı, kederli hissetme hali).
  2. Hemen her gün yaklaşık gün boyu süren tüm ya da çoğu etkinliğe karşı ilgi ve zevk almada azalma (daha önce keyif alınan işler, hobiler ve alışkanlıklardan artık hoşlanmama, mecburen yapma hali, (dünyayı verseler umurumda değil şeklinde bitkinlik hisleri, bazı kişilerde cinsel isteksizlik ).
  3. Diyet uygulanılmamasına karşın önemli derecede kilo kaybı ya da alımı ( bir ay içinde vücut ağırlığının %5 ‘inden fazlasının artması ya da azalması) ya da hemen her gün iştahta artma ya da azalmanın olması.
  4. Hemen her gün uykusuzluk ya da aşırı uyku hali.
  5. Hemen her gün olağan beyinsel ve vücutsal işlevsellik, hareketlilik halinde azalma ya da huzursuzluk (oturmayı veya yatmayı yeğleme ya da sıkıntıdan yerinde duramama)
  6. Hemen her gün halsizlik, yorgunluk hisleri, daha önceki günler kadar enerjik hissetmeme.
  7. Hemen her gün kendini değersiz hissetme, küçük görme, kendini beğenmeme, suçlu ya da günahkar hissetme hali.
  8. Hemen her gün düşünme ya da konsantrasyon yeteneğinde azalma olması (konuşulanlara, okunan şeylere, izlenilen TV programlarına dikkatini verememe, söylenilenlerin bir kulaktan girip diğerinden çıkması gibi) ya da kararsızlık hali.
  9. Tekrarlayan ölüm düşünceleri, intihar planları veya eylemlerinin varlığı.

Depresyonlu Bir Kişinin Görünümü

Kişi ağlamaklı, neşesiz, sanki dünyayı sırtında taşıyor gibi bitkin, omuzları çökmüş bir görünümdedir. Kişilerin eğlenip güldüğü şeyler, onlarda aynı etkiyi oluşturmayabilir.

Bazı durumlarda da kişiler bu durumda olduklarını kabul etmek istemezler ve bunu göstermezler. Bu durumda kişi vücutsal belirtiler (baş, karın, eklem vs. ağrıları, çarpıntı, nefes darlığı gibi kaygı durumları ya da cinsel bozukluk belirtileri ile başvurabilir.

Bazı vakalarda ise atipik depresyon dediğimiz durumlarda ( klasik depresyondan farklı olarak aşırı uyku, kilo alma, uykuya dalma güçlüğü, sabah veya akşam mutluluk düzeyinde kötüleşmeler ) cinsel istekte artışlar ve tekrarlayıcı cinsel ilişki istekleri görülebilmektedir.

İstek ve ilgilerde azalma ve kayıplar başlangıçta bir takım şeyleri mecburen ve daha uzun sürede, oflayıp, puflayarak yapmakla başlar. Hoşlanılarak yapılan etkinliklerde de azalma ve artık hiç birşeyden zevk almama, hayattan soğuma ile sürer. Kişiler çocukları, eşlerine karşı hiç birşey hissetmezler. İntiharı tek çıkar yol olarak görebilirler.

Kendiliğinden yaptıkları doğal hareketleri azalır. Bakışları yere doğru yönelmiş olup, boyun ve gövdeleri öne eğik durur. Konuşmaları da hareketleri gibi azalmış olup, yavaş ve kısık sesle konuşabilirler. Sorulara yanıt vermek için gereken süre uzamış ve tek kelimeyle yanıt alınmıştır. Zamanın çok yavaş geçtiği ya da durduğu şeklinde bir algı yaşanmaktadır. Unutkanlık, konuşma, tv denbirşeyler izleme, konuşulanları anlama gibi konsantrasyon gereken durumlarda dikkati yoğunlaştıramama “söylenenlerin bir kulaktan girip diğerinden çıkması” durumu oluşmaktadır. Kararsızlık, basit şeyler üzerinde bile seçim yapamama bulunmaktadır. Geçmişin acı hatıraları daha çok hatırlanıp, ısrarla bunların akla gelip, kendini suçlama, geleceğe yönelik umutsuzluk, hiçbir şeyin daha iyi olmayacağı, hastalığının artacağı, ekonomik düzeninin bozulacağı, “ne olacak bu memleketin hali” şeklinde verimsiz kötümser düşünceler gözlenir.

Kişilerde olumsuz ya da gerçekdışı değerlendirmeler görülebilir. Bir şeylerden yoksunluk, eksiklik düşünceleri, kendini yeterli görmeme, gerçeküstü boyutta kendini suçlama, ümitsizlik, kötümserlik, kendine kimsenin yardım edemeyeceği düşünceleri, ölüm ve intihar düşüncelerinin yineleyerek akla gelmesi fazla miktarda görülmektedir. Tedavi olmayan ya da yetersiz tedavi alan hastaların % 15’e ulaşan bir kısmında intihar görülebilmektedir. Uyku bozukluğu gece çok fazla miktarda uyanma ve sabah normalden erken uyanıp, bir daha uyuyamama ile karakterizedir

Tedavi:

İki uçlu mizaç bozukluğu tedavisinde kullanılan en önemli ilaç grubu mizaç/duygudurum stabilizatörleridir. Atakları başlatan durumlar incelenir. Kişi uyku düzenine çok dikkat etmeli, alkol v.b. uyarıcı maddeler kullanmamalıdır. Akut atak tedavi edildikten sonra hastalığın tekrarlamaması için koruyucu tedavi mutlaka bir psikiyatrist hekim tarafından düzenlenmeli ve her hasta için uygun görülen süreyle devam edilmelidir.

İki uçlu duygudurum bozukluğu niçin önemlidir?

  • İntihar olayları yüksek bir oran tutmaktadır.
  • Alkol ve madde kullanım bozuklukları da eşlik etmektedir.
  • Eğitim, mesleki ve sosyal alan, evlilik hayatında sorunlara yol açmaktadır.
  • Antisosyal davranışlar ile suça eğilim artmaktadır.
  • Hızlı döngülü ( bir yıl içinde 4 ve daha fazla hastalık atağının olması) ya da aşırı hızlı döngülü ( saatler ya da günlerle değişen çok sayıda atağın varlığı) hal oluşabilmekte bu da çok yıpratıcı olmaktadır.
  • Yeme bozuklukları, sosyal fobi ve panik bozukluk gibi kaygı bozuklukları da eşlik edebilmektedir.

YAZAR

Psikiyatrist Dr. – Gülcan Özer

TARİH

29 Mart 2015
İlgili Yazılar