Korkudan Korkmak

Fobi, kişi tarafından aşırı veya anlamsız olduğu bilindiği halde hayvanlara (yılan, örümcek, kedi, köpek, kelebek…), doğal çevreye (örn. yüksek yerler), durumlara (uçak, asansör..) veya sosyal durumlara (topluluk önünde yemek yeme, konuşma) karşı duyulanKORKULARDIR. Her korku fobi değildir. Bir korkuya fobi demek için aşağıda bahsedilen fiziksel belirtilerin bulunması gerekir. Fobi, kişinin gündelik yaşantısını etkilemeye başladığında da tedavi gereklidir.

Korkulan nesne veya durumlarla karşılaşıldığında kişide huzursuzluk, çarpıntı, terleme, yüz kızarması, üşüme, sıcak-soğuk basması, kılların diken diken olması, göğüste sıkışma, nefes alamıyormuş, boğuluyormuş gibi bir duygu, baş dönmesi, ellerde ve ayaklarda uyuşma, baygınlık duygusu gibi belirtilerin hepsi veya bir kısmı ortaya çıkabilir. Kişi korkusunun anlamsız veya abartılı olduğunu bildiği halde bu belirtileri her seferinde yaşar. Bu yüzden korktuğu nesne veya durumlardan kaçınır; kaçınamayacak durumda ise güçlükle katlanır.

Fobiler başlıca 3 gruba ayrılabilir:

AGORAFOBİ: Yardım sağlanamayabileceği veya kaçmanın zor olabileceği kalabalık cadde, pazar yeri, sinema, tiyatro, köprü, tünel gibi yerlerde bulunmaktan duyulan korkudur. Kişi genellikle tek başına böyle yerlerde bulunmaktan kaçınır,mutlaka bulunması gerekiyorsa yanına aileden birisini veya bir arkadaşını alır.

ÖZGÜL FOBİ: Hayvanlar, yükseklik, kapalı yer, uçak, asansör, kan-yara görme gibi belli nesne veya durumlardan anormal korkudur.Zarar verici bir hayvandan herkesin duyduğu korku fobi değildir. Hayvan fobileri arasında kedi, köpekten kelebeğe kadar çok çeşitli hayvanlar bulunabilir.

SOSYAL FOBİ: Sosyal fobi, sosyal ortamlarda başkaları tarafından inceleme altında tutulduğu korkusu, performans gösterilmesi gereken durumlarda eleştirilme yada küçük düşme korkusunun yaşanmasıdır.

Tanımadığı insanlarla karşılaştığı ya da başkalarının gözünün üzerinde olabileceği bir ya da birden fazla toplumsal durumdan veya bir eylemi gerçekleştirdiği durumdan belirgin ve sürekli bir kaygı-huzursuzluk-korku duyma hali. Kişi, küçük duruma düşeceği ya da utanç duyacağı bir biçimde davranacağından korkar ( ya da kaygı belirtileri gösterir).

Bu kişiler çevrelerindeki kişilerin kendileri hakkında gergin, güçsüz, beceriksiz, aptal, yetersiz seklinde düşünceler içine gireceklerinden endişe ederler. Çevrelerindekilerin kendi ellerinin titrediğini, yüzlerinin kızardığını, seslerinin titrediğini, bozuk bir üslup ile şaşırarak konuşup rezil olacakları ve gerilimlerinin anlaşılacağı düşünceleri ile topluluk önünde konuşamaz, başkaları yanında yemek yiyemez, orta yerde yazı yazamaz hale gelebilirler. Bu durumlardan çeşitli bahanelerle kaçınır, böyle bir durumla mecburen karşılaşırlarsa yoğun gerilim, çarpıntı, terleme, sıcak basması, fenalık hissi, mide bulantısı, ishal gibi yakınmalar gösterirler.

Eğer bu tür bir olay önceden belirlenmiş ise olayın çok öncesinden itibaren bu yakınmalar olacak seklinde bir beklenti içine girerler ve olay öncesi her günü kaygı ile geçirirler. Bunun sonucunda kişinin toplumsal işlevselliği kısıtlanır ya da bozulur. Eğer korkulan durumlar ve ortamlar çok sayıda ise yaygın sosyal fobiden bahsedilir. Bu durumda da daha çok yanlış ve kusurlu durumlar sergileyip, daha çok sosyal becerilerde kayıp gösterirler.

Bu durumdaki kişilerde başkalarınca eleştirilme, olumsuz bir bakış açısı ile değerlendirilme ya da çevrelerince reddedilmeye karşı aşırı bir hassasiyet vardır. Kendi haklarını savunmada çok yetersizdirler ve bunu başkalarının kendi adlarına yapmalarını beklerler. Kendilerini hafife alır, yeterince önemsemezler. Bu kişilerde değerlendirmeye tabi tutulacakları için sınav korkuları da ön planda gelmektedir.

Karşılarındakiler ile göz göze gelmemeye, ön sırada bulunmamaya çalışırlar. Öğrenciler bildikleri halde parmak kaldıramaz, sözlülerde başarısız olur, etkinliklere katılmaktan kaçınırlar. İş sahipleri gerekli atılımları yapamaz, çalışanlar kendilerini ortaya koyamaz ve fikirler ileri süremez, ilerleyemezler.

Korkulan durumdan kaçma davranışı genellikle çok belirgindir. Tam bir sosyal yalnızlığa yol açabilir. Başlangıç yaşı sosyal fobide çok erkendir. Bu şikayetleri olan bireylerin % 40’ında başlangıç yaşı 10’un altındadır ve %95’inde ise başlangıç 20’nin altındadır. Okul fobisi olan çocukların %40’ında ise sosyal fobi olduğu belirtilmektedir. Özellikle ebeveynler arasındaki uyumsuz çocuk yetiştirme tutumu, olumsuz arkadaş ilişkileri, benlik saygısındaki bozukluklar çocukluk döneminde sosyal fobi yatkınlığına neden olurlar.

Sosyal fobiklerin, iş ve okul başarıları azalır ve akademik gelişmeleri kısıtlı kalır. Bazıları karşı cins ile ilişkilerinde benzer durumlar yaşadıklarından kendi başlarına arkadaş sahibi olamaz, karşı cinsle ilişkilerinde zorluklar yaşayabilirler. Tanışamazlar, tanışsalar da endişeleri nedeniyle kendilerini ifade edemezler hatta istemelerine rağmen evlenemeyebilirler. Bunun önüne geçmek için başkalarının önayak olmasını bekler ve görücü usulü ile evlenme yoluna gidebilirler. Bulundukları ve yetiştikleri ortamı değiştirmek istemez, yakın aile dışındaki kişiler haricindekiler ile iletişimlerini sınırlarlar.

Sosyal fobi iki farklı şekilde görülür.

  • Genel: Korkular hemen her sosyal durum için geçerlidir.
  • Özel:Yalnızca özel bazı durumlar için geçerlidir. (Başkalarının önünde imza atmak, yemek yemek, karşı cinsle konuşmak vs gibi.)

Sosyal fobide en sık karşılaşılan

belirtiler şu şekilde sıralanabilir.

  • Çarpıntı
  • Titreme
  • Terleme
  • Kaslarda gerginlik
  • Midede rahatsızlık hissi
  • Göğüste sıkıntı hissi
  • Sıcak yada soğuk basması
  • Başta ağırlık hissi-Baş ağrısı

Bu durumda kişi zaman içerisinde bu belirtilerle yaşamaya alışabilir. Ancak hayatının değişik alanlarını kısıtlamaya başlayan belirtiler bir gün iş güç yapmayı da engellemeye başlarsa işi için tedavisi şart bir durum haline gelir. Yaşanan bu belirtiler kişide derin bir korku ve heyecan hali ile birlikte görülür.

Sosyal fobisi olan kişilerde bunaltı, kaygı ve depresyon sık görülür. Bunlar da eklenince belirtilerin şiddeti daha da artar ve kişi bu sıkıntılarıyla baş etmek için alkol kullanabilir. Kişi eğer alkol alarak daha rahat olduğunu düşünüp alkol alımını artırmaya başlarsa “ki bu çok sık karşılaşılan bir durumdur” alkol bağımlılığı açısından yüksek risk taşır.

Korkulan durumlardan kaçınma davranışı genellikle çok belirgindir. Ve bazen tam bir sosyal yalnızlıkla sonuçlanabilir. Korkulan durumlarda kaçınmak için olmadık şeyler yaparlar. Bir seminer vermesi gereken kişinin seminer iptal olsun diye ayağının kırılmasına bile sevineceğini söylemesi hatta bunun için dua ettiğini söylemesi olayın ne kadar sıkıntı verici olduğunu anlatmak için yeterli olur sanırım.

Sosyal fobisi olanlar genelde aşağıdaki durumlarda sosyal fobi belirtilerini yoğun olarak yaşarlar.

  • Topluluk önünde konuşmak.
  • Bir işle uğraşırken seyredilmek.
  • Başkalarının önünde yemek yemek-içmek.
  • Otorite konumundaki kişilerle temas etmek.
  • Misafir kabul etmek
  • Başkaları ile tartışmak
  • Toplulukta telefonla konuşmak.
  • Tanımadığı kişilerin gözlerinin içine bakmak,
  • İlgi odağı olmak.
  • Başkalarının önünde yazı yazmak.

Sosyal fobi belirtilerini bazen kişi kaygı belirtilerinden birisi imiş gibi düşünebilir.

Sosyal fobikler, diğer insanlar üzerinde iyi izlenim bırakma konusunda hassastırlar. Ancak istedikleri izlenimleri elde etme konusunda ciddi şüpheleri vardır. Bu şüpheler süreç içerisinde sosyal bir beceri eksikliğine dönüşebilir. Yani kişi kendisini sosyal ortamlarda istediği düzeyde göremedikçe sosyal ortamlardan kaçabilir, depresyon yaşayabilir, alkol kullanımı ile bu durumla baş etmeye çalışabilir. Sosyal fobi, uzun süren hatta tedavi edilmediğinde ömür boyu sürebilen ve kişinin sosyal, mesleki hayatını olumsuz etkileyebilen bir durumdur. Ülkemizde tipik sosyal fobi şeklinde olmasa da topluluğa girme, toplulukta konuşma, toplulukta özgürce davranabilme konularında çekingenlik oldukça sık görülen ve kültürel olarak da kabul edilebilen bir durumdur. Ancak bu utangaçlığa fiziksel ve psikolojik belirtiler eklenmiş ise, kişinin hayatının seyrini engelliyecek kadar hakimse (meslek yaşamını, aile ilişkilerini, arkadaş ilişkilerini v.b.) profesyonel yardım aranmalıdır. Tedavide yalnız psikoterapi ya da ilaç tedavisiyle birlikte psikoterapi etkili olabilmektedir. İyi şanslar…

YAZAR

Psikiyatrist Dr. – Gülcan Özer

TARİH

27 Mart 2015
İlgili Yazılar